Kanatli hayvanlarda Probiyotik önemi

Probiyotikler,
“diğer mikroorganizmaların gelişmelerini teşvik eden
mikroorganizmalar” şeklinde tanımlanmıştır. Günümüzde
ise “Hayvanların sindirim kanalındaki mikrofloranın ekolojik
dengesini düzene sokmak, mikroflora içerisindeki
potansiyel patojen mikroorganizmaların zarar verecek hale
gelmesini önlemek ve hayvanların yemden
yararlanmalarını arttırmak gibi amaçlarla içme suyu ya da
yem içerisine karıştırılarak verilen bir grup canlı bakteri-
maya kültürleri veya bu kültürleri içeren biyolojik ürünler”
olarak tanımlanmaktadır (2).
Sürekli büyüme gösteren kanatlı sektöründe bazı stres
faktörleri, hastalıklar ve diğer olumsuz çevresel koşullar
nedeniyle ciddi ekonomik kayıplar meydana
gelebilmektedir. Hem kayıpların azaltılması ve hem de
verimin artırılmasına yönelik olarak geçmişte daha çok
antibiyotiklerden yararlanılmıştır. Ancak, hayvanlara tedavi
edici doz altında yapılan antibiyotik uygulamaları ve
ürünlerdeki antibiyotik kalıntıları insanlarda çapraz
bağışıklığa neden olması başta olmak üzere,
antibiyotiklere dirençli mikroorganizma gelişimini önlemek
amacıyla Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye’nin de içinde
bulunduğu bir kısım ülkelerde yasaklanmıştır (3).
Antibiyotiklerin yasaklanmasından ortaya çıkan boşluğun

doldurulması amacıyla en çok kullanılan katkı
maddelerinin başında canlı mikroorganizmalar
(probiyotikler) ve bunların hücre duvarından elde edilmiş
prebiyotikler devreye girmiştir (4).
Bir kısım çalışmalar antibiyotik yerine probiyotik ve
probiyotiklerin kullanımı ile antibiyotiklerden elde edilen
etkilere benzer sonuçlar elde etmiş olmalarına karşın,
rasyona katkı madde düzeyleri, ne zaman kullanılacakları,
kullanıldığı şartlar ve etkinlik düzeylerinin tespiti
konusunda hala cevaplanması gereken bir kısım sorular
bulunmaktadır. Bununla beraber pek çok satıcı halen
etkileri tam olarak kanıtlanmamış olan bazı probiyotikleri
yem katkı maddesi olarak satmak için ciddi çaba
göstermektedirler (5).
Yukarıda bahsedilen sebeplerden dolayı,
probiyotiklerin etki mekanizmasının tam olarak
aydınlatılmasına gereksinim vardır. Bu amaçla, hayvan
beslemede probiyotik olarak kullanılacak
mikroorganizmanın niteliğinin iyi bilinmesi yanında, katkı
mikroorganizması-barsak mikroorganizması etkileşimi ve
mikroorganizma-konukçu ilişkilerinin de gayet iyi
anlaşılması lazımdır. Bu mekanizmaların tam olarak
açıklanabilmesi için yem veya su ile verilen probiyotiklerin
sindirim sistemi boyunca moleküler ve nükleer tekniklerle takip edilmesi önemli bulguların elde edilmesine yol
açabilecektir. Burada tespit edilebilecek yeni bilgiler
sayesinde gelecekte probiyotiklerden daha iyi yararlanma
imkânı doğabilecektir.
Probiyotikler barsak florasının dengede tutulması,
patojenik olmayan fakültatif anaerobik
mikroorganizmaların gelişimlerinin uyarılması ve barsak
patojenlerinin büyümesinin bastırılması ve sindirim ve
besin maddelerinin kullanımının artırılması ile etki
göstermektedir (6). Bu nedenle, probiyotikler kullanarak
yemden yararlanım etkinliği ve büyümede iyileşme ve
gelişme ve mortalitede azalma gibi önemli sonuçlar
elde edilebilmektedir.

Add a Comment

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.